20 yıl sonra cinayet ifadeleri

yazar

2022.11.23 06:30

Abone ol

Google Haberleri

Necip Hablemitoğlu cinayetiyle ilgili dava 20 yıl sonra açıldı. Eski MİT mensubu Enver Altaylı’nın şoförü Necmettin Afşar ifadesinde Enver Altaylı ile FETÖ’nün Türkiye imamı olduğu iddia edilen Mustafa Özcan arasındaki suikast konuşmalarına tanık biri olarak devam ediyor. Emekli Albay Levent Ersöz ile Fetullahçıların bu cinayet için işbirliği yaptığı iddia ediliyor.

18 Aralık 2002’de Ankara’da evin ön cephesine saldırıda öldürülen Necip Hablemitoğlu ile ilgili dava 20 yıl sonra açıldı. Ankara Üniversitesi öğretim üyesi olan ve Fetullahçıların devletteki örgütlenmesini yürüten ‘Köstebek’ isimli kitabı yazan Dr. Necip Hablemitoğlu cinayetinde bir emir sanık Fetullah Gülen. İki kişiyi sanık ise Fetullah Gülen öldürdükten sonra gidiş yönünün geçeceği ilk yola, FETÖ’nün eski Türkiye imamı Mustafa Özcan.

Eski MİT mensubu Enver Altaylı iddianamede 3 numara sanık olarak yer alıyor. Enver Altaylı’nın, Mustafa Özcan’ı Hablemitoğlu ile görüştürmeye uğraştığı anlatılıyor. Silah ticareti yapan Aydın Köstem ise Enver Altaylı ile suikastı sona erdirmek iddia edilen Özel Kuvvetler Komutanlığı’ndaki komutanlar arasındaki çatışmayı bitirmekla suçlanıyor.

Aydın Köstem 4 numara sanık. Firariyken Bulgaristan’da çalışan emekli Albay Levent Göktaş ise cinayet örgütünün başındaki isim olarak suçlanıyor. Ayrıca Levent Göktaş Suç Örgütü’nün lideri olarak tanımlanıyor. İddianamede 5 numara sanık yapılmıştır. Ergenekon operasyonlarında Levent Göktaş ile birlikte adı yükselen gelen emekli binbaşı Fikret Emek de taslayarak cinayeti operasyonlarını öne çıkaran sanıklar arasında. 6 numara sanık. Emekli yüzbaşı Ahmet Tarkan Mumcuoğlu da cinayetin tetikçisi olmakla suçlanıyor. Ukrayna’da yakalanarak Türkiye’ye getirilen eski yüzbaşı ve silah kaçakçılığı yaptığı iddia edilen Nuri Gökhan Bozkır ile FETÖ firarisi Serhat Ilıcak’ın cinayete yardımdan 20 yıla kadar hapsi isteniyor.

Toplam 10 sanıklı iddianamede Necip Hablemitoğlu’nun başından önce yazdığı kitaplar nedeniyle hedef olduğu anlatılıyor. birinin; Fetullahçıları taşımak ‘Köstebek’ kitabı. Sonra ise Türkiye’de altın madenciliğine karşı tepkileri Alman Vakıfları’na bağladığı ‘Alman Vakıfları ve Bergama’ kitabı. İddianamede bu kitap yazıldıktan sonra Necip Hablemitoğlu’na rakipler geldiği, araç lastiklerinin kesildiği ve otomobilin bombalanmasına karşı uzaktan kumandayla kapıları açacağı bir sistemin alındığı anlatılıyor.

Ayrıca Fetullahçılar hakkında Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde açılan davaya Hablemitoğlu’nun müdahil değerlendirmesi da onu Hedefe yönlendirdiği belirtiliyor.

İddianamede cinayette biri MKE yapımı başka bir Alman yapımı iki mermi kullanımının da altı çiziliyor. Fetullahçıların cinayeti konusunda Alman Vakıfları’na dair şüpheler yaratmak için Alman yapımı merminin kullanılabileceği anlatılıyor.

İddianameye göre; Necip Hablemitoğlu, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı olmak dilediğini ve bunu göçlere geçtiğini yaşadı. Özel Kuvvetler Muharebe, Arama, Kurtarma Birliği’nde (MAK) Alay Komutanı Albay Levent Göktaş da MİT Müsteşarı bulunuyor. Necip Hablemitoğlu’nu bu görev için kendisine engel olarak görüyordu. Aynı sırada Necip Hablemitoğlu, FETÖ ile ilgili çalışmaları nedeniyle FETÖ’nün Türkiye imamı Mustafa Özcan ve MİT mensubu Enver Altaylı’nın hedefindeydi. Mustafa Özcan ve Enver Altaylı’nın azmettirmesi sonucu Levent Göktaş, Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda birlikte hareket ettiği Ahmet Tarkan Mumcuoğlu, Fikret Emek, Nuri Gökhan Bozkır ile cinayet organizasyonunu yaptı. İddianameye göre; cinayeti Ahmet Tarkan Mumcuoğlu işledi.

İddianamede en dikkat çekici kısım ise Enver Altaylı’nın şoförü ve tüm getir götür mağazasını yapan Nizamettin Afşar’ın ifadeleri oldu. İddianameye göre; o dönem FETÖ’nün Türkiye imamı olan Mustafa Özcan, Necip Hablemitoğlu’nun FETÖ ile ilgili açıklamalarından rahatsızlığını sürekli ifade etmekteydi. Enver Altaylı ile bu girişle ilgili sürekli görüşüyordu. Cinayetten bir süre önce Mustafa Özcan, Enver Altaylı’nın Ankara’daki evine geldi. Enver Altaylı’nın şoförü Nizamettin Afşar o görüşmeyle ilgili şu ifadeyi verdi:

“Evde ben, Mustafa Özcan ve Enver Altaylı dışında kimse yoktu. Mustafa Özcan ve Enver Altaylı evin mutfağında oturuyorlardı, kapı aralığı şeklinde açıktı. Ben bir ara mutfağa girmek isterken aralarından geçen bir olay gördüklerini yaşadım, mutfak dışından bunu seviyorum. Bu konuşmada Mustafa Özcan, Enver Altaylı’ya hitaben “Bu Necip ile ilgili Halil Şıvgın’la meselesini konuştuk ancak halledemedik, bu adam hizmet hareketine zarar veriyor, zarar vermeye devam edecek, bu işi halletmemiz lazım, size yardım etmek istiyorum” diye. Enver Altaylı da Mustafa Özcan’a “Haklısınız hocam, nasıl yardımcı olmuyorum” şeklinde cevap veriyordu. Devamında Enver Altaylı, Mustafa Özcan’a “Cezaevinde bir arkadaşımız var, yönetici 1-1,5 yıl var, ona hallettirsek, biraz bekleyelim” şeklinde konuşuyordu. Mustafa Özcan da Enver Altaylı’ya “1-1,5 yıl çok geçer Enver abi” diye karşılık verir. Ardından Enver Altaylı Mustafa Özcan’a “Ben bir Almanya’ya gideyim, bu meseleyi Serhat ile görüşeyim, dönüşte sizi arayacağım” dedi.

Nizamettin Afşar’ın ifadesine göre; bu görüşmeden 3-4 gün sonra Enver Altaylı Almanya’ya gitti ve 5 gün sonra geri döndü. Nizamettin Afşar, Enver Altaylı’nın telefonda Mustafa Özcan ile görüştüğünü bir sürerek anlatıyor: “Telefonda karşıdakine “Hocam ben Almanya’ya gittim, geldim. Malum içeriğiyle ilgili Serhat ile görüştüm, Serhat bize yardımcı olamayacak, bilginiz olsun” dedi. 2002 yılında Enver Altaylı ve Serhat Ilıcak Siemens şirketi ile bir iş yapıyorlardı. Şirket ikisine dinlenemeyen telefonla yaşıyor.

Enver Altaylı, Mustafa Özcan ile yaptığı son görüşmeden bir kaç gün sonra bu Siemens telefon üzerinde Almanya’yı Serhat Ilıcak’ı aramıştı. Görüşme sırasında Enver Altaylı’nın bulunduğu verilerin kapısı açıktı, ben konuşulanları anlatıyordum. Telefonda Enver Altaylı, Serhat Ilıcak’a ‘Serhatcığım ben Levent Göktaş ile görüştüm, biz mutabık kaldık, siz çalışmalarınıza başlayın, bir sıkıntı vesaire bir şey olursa beni arayabilirsiniz’ dedi.”

***

ABDULLAH GÜL İLE BULUŞMADA GERGİNLİK

İddianamede yer alan eski Fazilet Partisi milletvekili Ramazan Toprak ve Anavatan Partisi döneminde Sağlık Bakanlığı yapan Halil Şıvgın’ın ifadelerinde ise Necip Hablemitoğlu’nun AKP’den milletvekili olmak istediğini bir sürü sürülüyor. Ramazan Toprak, AKP’nin tutuklama davasıyla ilgili bilgileri veren Necip Hablemitoğlu’un AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan ile görüştürmeye çalışıyor. Ancak Erdoğan mazeret bildirerek bu buluşmaya olmuyor. Temmuz 2002’de Ramazan Toprak’ın Meclis Lojmanları’ndaki evinde yapılan görüşmeye Abdullah Gül geliyor. Necip Hablemitoğlu, Ramazan Toprak ve Halil Şıvgın’ın da oldukları bu görüşmede Abdullah Gül’ün ABD ziyaretinde Yahudi topluluklarından isimlerle buluşmasını getiriyorlar.

Halil Şıvgın’ın ifadesine göre; Ramazan Toprak “Arkadaşımız faydalı çalışıyor, bizimle siyaset yapsa iyi olur” diyor. Necip Hablemitoğlu da Abdullah Gül’e “Ben sizin çalışmalarınızı yakından takip ediyorum, hatta Amerika’da bir lobi toplantısında bizi iktidara getiren Amerika ne isterse onu gidiyor demişsiniz” diye konuşuyor. Abdullah Gül çok şaşırıyor ve Hablemitoğlu ısrar edince “Ben öyle bir şey söylemedim” diyor. Halil Şıvgın ifadesine şöyle devam etti:

“Ben Abdullah Gül’e ‘Sen kimlerle toplantı yaptım’ dedim. Çünkü ben Anavatan Partisi döneminde Amerika’daki lobi faaliyetlerini yürütüyordum. ‘Elin Makowski ve Türkiye’den göçme İzmirli bir Yahudi olan Henry Barkley ile görüştüm’ dedi. O zaman “Ben o şekilde söylemedim” diye Abdullah Gül bize ifade etti. Necip de “O ifadeler bize farklı intikal etti” dedi. Bu kişilerle görüştüğünü Abdullah Gül kabul etti ancak içeriğinden bahsetmedi. Abdullah Gül, Necip Hablemitoğlu’ndan bu yöne bir bilgi sahibi olması nedeniyle rahatsız oldu.Zaten şaşırmıştı.Bu konuşmalar sırasında Fetullah Gülen konuşması geçmedi.”

***

SEDAT PEKER’İN AVUKATI: BOZKIR’IN İADESİNDE ROLÜ VAR

Necip Hablemitoğlu’nun hükümdarlığıyla ilgili 364 sayfalık iddianamede Sedat Peker’in adı 5 kez geçiyor. Ukrayna’da yakalanarak Türkiye’ye getirilen ve soruşturmanın tekrar açılışında kilit rol oynayan eski subay, silah kaçakçısı Nuri Gökhan Bozkır, Sedat Peker ile bağlantısını kurduğunu anlatıyor.

Oda TV’den Toygun Atilla’nın ilk olarak haberleştirdiği bu ifadede Nuri Gökhan Bozkır, 2021’in Eylül ayında Ukrayna’dan Romanya’ya kaçtığını anlatıyor. İşi kaçıran kişiyi Aytaç Ocaklı olduğunu söylüyor. Aytaç Ocaklı’nın FETÖ’cü savcısı Zekeriya Öz’ün kasası ve onu Türkiye’den kaçıran kişi olduğu daha önce haberlere konu olmuştu. Ayrıca Sedat Peker ifşalarında Cihan Ekşioğlu ve Burak Başlılar’ın FETÖ Borsası kurduğunu ve adı ‘A.’ diye kodladığı kişinin Ukrayna’daki 66 milyon geride bıraktığı ağır ağır ağırlaşmalarını iddia etti. Burada ‘A.’ olarak kodlanan kişi Aytaç Ocaklı’ydı.

Nuri Gökhan Bozkır, Hablemitoğlu cinayeti iddianamesindeki ifadesinde Romanya’da kaldığı süre boyunca sahibi Romanya’da mafya lideri olan Beynur isimli bir şahsın ağırladığını anlattı. Beynur’a bunun için emir vermek için Sedat Peker’in ağırlığını savundu. Nuri Gökhan Bozkır ifadesinde “Sedat Peker, Aytaç Ocaklı ile yapacağı görüşmelerde benim kesinlikle Türkiye’ye dönmemem gerektiğini söylediğini belirtti. Aytaç Ocaklı bana Sedat Peker’in Can Dündar ile günde 5 kez telefonla görüştüğünü söyledi… Aytaç Ocaklı, Can Dündar ve Sedat Peker’in ortak hareket ederek Türkiye Cumhuriyeti aleyhine ilerlemede elde ettiğini tespit etti” dedi.

Bu ifadeyi haberleştiren Toygun Atilla, Necip Hablemitoğlu cinayeti davasında eşi Şengül Hablemitoğlu’nun avukatlığını Ersan Barkın’ın yaptığını hatırlattı. Ersan Barkın aynı zamanda Sedat Peker’in avukatı.

İddianamenin diğer bir bölümü ise Nuri Gökhan Bozkır, Aytaç Ocaklı tarafından Ukrayna istihbaratına teslim edileceğini söylüyor. Bozkır ifadesinde “En son Romanya’dayken Ukrayna’ya geri döner ülkeme gelmek istedim. Aytaç Ocaklı üzerinden Ukrayna’ya gitmek isterken sınırda Ukrayna istihbaratına yakalandım. Aytaç Ocaklı’nın beni ihbar aldığını düşünüyorum. Bunu Ukrayna istihbaratı bana söyledi. Ukrayna istihbaratını beni MİT’e teslim etti” diye konuştu.

Ersan Barkın, Nuri Gökhan Bozkır’ın Peker ile temas kurduğunu doğruluyor. Bozkır’ın Necip Hablemitoğlu cinayet konutundaki Sedat Peker’e ilettiğini anlatan Ersan Barkın, “Bu nedenle yüz yüze bir görüşme olmadı” diye konuştu. Bu duygusal iddiaları müvekkili Sedat Peker’e de aktardığını ifade eden Ersan Barkın şöyle konuştu:

“Sedat Peker, Aytaç Ocaklı ile bir eğilimin olmadığını ifade etti. Romanya’daki Beynur isimli kişi ise 30 yıllık arkadaşı olduğunu ifade etti. Nuri Gökhan Bozkır’ın Türkiye’ye dönüşü olmak istemediğini ve dağlık yoldan Ukrayna’ya kaçmaya çalıştığını anlattı. Bana ‘Bu sınırda onu bekleyen kişiler değil, başkaları kararları. Dua ederken kişiler, 15 yıldır bu cinayetin aydınlatılması için çabanıza tanıklık eden biri olsun’ dedi.”

“Yani Sedat Peker, Nuri Gökhan Bozkır’ın Türkiye’ye dönüşünü istemek mi iddia ediyor” sorusuna Ersan Barkın “Bu konuda önemli katkısı olduğunu söylüyor” diye yanıt verdi.

Avukat Ersan Barkın, Sedat Peker’in Can Dündar ile görüştüğü iddialarını kesinlikle yalanladığını aktardı. Sedat Peker’in “Herhangi bir dijital aygıt üzerinden temas kullanımında izdüşümlü olarak bu görüşmenin yapıldığı tespit edilir. Tek bir görüşme bile gördüğünü, bu belirlendiğini” ifade etti.

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun

.

Leave a Comment