“Adım adım gidilmezse sonradan belirsizlik oluşur ve seçmen belirsizliği değil ‘bildiği kötüyü’ tercih eder”

Önce Gaziantep, sonra sırasıyla Gebze, Yozgat, Siirt.

Deva Partisi 5. mitingini cumartesi günü Trabzon’da yaptı. Davetli bir grup medya mensubuyla birlikte ben de oradaydım. Oldukça şenlikli müzikli bir organizasyon hazırlanmıştı. Alanın etrafı çift bariyerle koruma altına alınmış, polis kontrol noktaları giriş çıkışları kuş uçurtmam dikkatiyle çevirmişti. Miting alanındaki kalabalık hiç fena değildi, ama ‘dış halka’ daha kalabalıktı. Cafelerde ateşli Deva Partisi destekçisi insanlarla karşılaştık. Peki neden oradan değil, buradan dinliyorsunuz dediğimizde ‘Nedenini biliyorsunuz’ dediler ya da cevap vermemeyi tercih ettiler. Evet nedenini biliyorduk. Ya kamu görevi yapan akrabaları vardı ya da proaktif yandaş bir Trabzonlu patronun yanında çalışıyorlardı. Nasıl bir döneme denk geldik ya rabbi diye diye röportajın yapılacağı mekana gittik.

Ali Bey’in morali iyiydi.

Ben ses kaydını çözüp röportajı teslim ettiğimde Deva Partisi genel Başkanı olarak 2 Ekim Pazar günkü altılı masa buluşmasını çoktan tamamlamış olacaktı.

Şahsen, 2 Ekim altılı masa buluşmasından sonra yapılan basın açıklamasını bugüne kadar yapılmış açıklamaların hepsinden daha güçlü buldum.

“Milletimiz müsterih olsun! Toplumsal, siyasal ve ekonomik sorunları her geçen gün ağırlaştıran Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin, keyfilikle ve kural tanımazlıkla, Türkiye Cumhuriyeti’ni bir şahıs devletine dönüştürmesine ve 85 milyonu uçuruma sürüklemesine asla izin vermeyeceğiz” gibi kararlılık tonu güçlü, kamuoyu baskısı altında ezilmeyen ama kamuoyu ihtiyaçlarının da farkında olan bir teması va bu son açıklamanın.

Elbette ne ortak adayın ismi geçiyor ne de ne zaman ilan edileceğine dair bir takvim veriliyor. Ama her tarafından buram buram “Bu masa sağlam, öyle kolay çatlamaz, plastik plaj şazlongu değil bu, masif Gürgen” mesajı geliyor.

Cumartesi günü Babacan’da gördüğümüz kararlılık ve rahatlık bu açıklama ile beraber daha farklı bir anlam kazandı.

Babacan ortak adayın ilanı konusunda dönüp dolaşıp “Adımlar itina ile atılmalı, bir sıralama var ona uyulmalı” dedi ve “Aksi halde ilerde yaşanabilecek belirsizlik hem altılı masayı hem ortak adayı çok zor durumlara sürükler” uyarısını yaptı. Ve ekledi: “Tabii artık vatandaşın da ne olduğu belli, somut bir çözüm paketi görmesi gerekiyor. Tabloyu net görmesi ve güven duyması gerekiyor.”

Lafla değil işle siyaset yapma zamanı demeye getirdi.

Sözü fazla uzatmadan sorulara ve cevaplara geçiyorum.

GEÇİŞ SÜRECİ YOL HARİTASI ORTAYA ÇIKMADAN DİĞER KONULAR KONUŞULMAZ

– Erdoğan biz meydanların dilinden iyi anlarız diyor konuşmalarında. Peki siz meydanların dilinden anlıyor musunuz, gördüklerinizden ne sonuç çıkarıyorsunuz?

Buradan önce Siirt’teydik. Erdoğan Siirt’e en son aralık 2021’de gidip miting yapmış. Yaklaşık 2000 metrekareyi kapatmışlar. Hemen yanda meydan var ama nedense caddeyi kapatmışlar. Biz 5000 metrekarelik alanda miting yaptık. Bir de, bir miting meydanına kontrollü olarak polis kameralarının eşliğinde girenler var, bir de dış halka var. Biz bu halkayı hem Siirt’te hem Yozgat’ta gördük. Burada da gördük. Gözü bizde olan ne söyleneceğini merak eden ama belirli nedenlerden dolayı miting alanına girmemeyi tercih eden kitle. O halkadaki insanlar miting bitiminde çekinerek gelip konuşmaya çalışıyor. Münferiden güçleniyoruz, iyi bir trend yakaladık ama insanlar altılı masa ile ilgili de çok soru soruyor. Bu soruların bazılarının cevabı var bazılarının henüz yok. “Tamam sizi seviyoruz ama altılı masada ne yapacaksınız?” diye soruyor insanlar. Oradaki cevabımız netleştikçe, altılı masa çalışmaları tamamlanıp bazı belirsizlikler giderilince insanlar da net resmi görecek ve çekinen insanlar daha rahat davranmaya başlayacaklar.

Sizce resmin netleşmesi için acilen halladeilmesi gereken ilk iki üç madde nedir?

Bizim en baştan beri aslında bir kronolojimiz var. 1) Geçiş sürecinin yol haritası 2) Temel politikalarda müşterek bir zemin oluşturmak 3) Ortak cumurbaşkanı adayı ve seçim ittifakı konusunda partilerin kararlarını netleştirmesi.

Geçiş süreci yol haritası ve temel politikalarla ilgili bir şablon hazırladık. O şablonu partilerin genel başkanlarına sunduk. Biraz hızlanmamız gerektiğini ve daha somut sonuçlar ortaya koymamız gerektiğini de söyledik. Geçiş sürecinin yol haritası ve temel politikalarda mutabakat bundan sonraki sürecin ana teması olacak.

Ortak aday konusu?

Bu iki çalışma bitmeden ortak aday ve seçim ittifakı konusu ele alınmaz. En azından biz istemiyoruz.

Sıralamamız böyle.

– Geçiş süreci yol haritası dediğiniz çalışmayı neden bütün aşamaların önüne koyduğunuz medya dahil pek çok çevrede yeterince anlaşılmıyor olabilir mi?

Güçlendirilmiş Parlamenter sistem nasıl bir model olmalı, neleri içermeli meselesini bir dökümanda topladık altı partinin mutabatıyla ve 28 Şubat’ta açıkladık değil mi? Evet. Ama bu bir hedef. 2023 seçimi mevcut modele göre yapılacak. İlk seçimle parlamenter modele geçilecek güne kadar geçen zamanda ülke nasıl yönetilecek? Geçiş süreci dediğimiz o ve çok önemli.

Biz diyoruz ki her ne kadar şu anki anayasa, seçimi kazanan tarafa cumhurbaşkanlığı hükümet modeline göre hükümet etme imkanı veriyorsa da biz seçildiği zaman parlamenter modele geçmeyi taahhüt etmiş taraf olarak ülkenin yönetimini hedeflediğimiz modelin ruhuna uygun bir biçimde yapalım.

İstişareyi esas alalım, seçimlerden sonra güçler ayrılığı konusundaki mekanizmaları fiilen çalıştırmaya başlayalım tabii ki mevcut anaysanın çizdiği çerçeve ile çelişmeden. Ki bunu yapmak mümkün.

Cumhurbaşkanlığının yetkileri çok geniş en küçük beldedeki il sağlık müdürünü bile o atıyor. Ama Merkez Bankası Başkanı’nı da tek imzayla atıyor. Bu yetkilerin hepsinin illa cumhurbaşkanı tarafından kullanılması gerekmez, devredilebilir ya da müştereken kullanılabilir. Hakeza güçler ayrılığı ile ilgili sıkıntılar başka karar alma süreçleri ile ilgili olarak hedeflediğimiz modelin ruhuna uygun hale getirilebilir. Biz bunları tek tek çalıştık…

– Mevcut modele göre seçimi kazanan cumhurbaşkanı istifa etmeli mi, edecekse hangi aşamada istifa etmeli tartışması var bi de…

– İşte bu süreçte buna da karar verilecek. Bizim her başlık hakkında ve bu konu hakkında bir fikrimiz var ama ortak olarak bir karar verilmeli. Hangi partiler bu konuyu nasıl değerlendirecek belki süreye ihtiyaçları vardır, onu göreceğiz.

TEMEL POLİTİKALAR MUTABAKATI ALTILI MASANIN SEÇİM BEYANNAMESİ OLACAK

Ayrıca temel politika alanları ile ilgili ortak çalışma. Bu ortak seçim beyannamesi ya da hükümet programıdır aynı zamanda ya da ön koalisyon protokolü diye de bakabilirsiniz. Özü şu, mesela konu eğitim, tarım, sosyal politikalar, teknoloji vs. Bu alanlarda söylem birliği oluşturmak.

Biz tüm politika başlıklarında Eylül 2021 gibi politikalarımızı ortaya koyduk. Diğer partiler de çalışmalarını getirdi. Sonra ortaya ortak bir politika çıktı. Bizimkiyle %95 örtüşüyordu. Çünkü üç aşağı beş yukarı pek çok alanda yapılması gerekenler belli, fikirler benziyor.

Temel politikalarda altı partinin asgari müşterekleri ortaya çıkarsa bu ortak cumhurbaşkanı adayının da işi kolaylaşır . O noktada artık zaten ortak aday da konuşulur. Ortak aday da eğer dışardan bir isim olursa bu çalışmalara bir noktada katılması gerekecek. Altı genel başkandan biri olursa zaten çalışmaların içinde.

Elbette bu Türkiye’de ilk kez olan bir şey. Parlamenter modele geçiş tamalandıktan sonra bir daha öyle geçiş süreci gibi bir şey olmaz, ondan sonrası normal seçimler. İnşallah ilk ve son kez yaşarız. Bunun için de iyi çalışılması ve iyi yönetilmesi gerekiyor.

Bunlar baştan ne kadar iyi konuşulursa ihtilaf çıkmadan önlenmiş olur ya da günü geldiğinde ne yapılacağı belli olur. Hem de bir an önce faydalı işler yapmaya başlarız.

Çünkü insanlara seçimden sonra şunu diyemeyiz “Arkadaşlar sağolun seçimi kazandık ama bir süre bekleyin çünkü şimdi parlamenter modele geçmemiz gerekecek, ondan sonra dönüp eğitime ondan sonra ekonomiye bakacağız. Öyle bir şey yok. Parlamenter modele geçmek için çalışırken ekonomi ile ilgili dış politika ile ilgili krizlere el atmak gerekiyor, ülkeyi model değişikliğine kadar yönetmek gerekiyor.

– Peki politikalar böyle mutabakatla çıktığı zaman vatandaş neye göre Deva’ya neye göre İyi Parti’ye ya da Gelecek Partisi’ne oy verecek? Partiler birbiriyle nasıl rekabet edecek?

Bizim rakibimiz şu an iktidarda. Büyük rakip orada. Burada altı partinin birbiriyle uğraşma lüksü yok.

Vaadler bağlamında nasıl ayrışacaksınız?

Ortak esaslarda mutabık kalınır, ana omurga korunur her parti kendi iddiasını projesini savunur.

– O zaman bu durum seçime ittifak halinde beraber girmeyi zorunlu kılıyor?

– Aslında seçim ittifakı seçimden sonra ülkeyi beraber yönetmeyi gerektiren bir şey değil normalde. Ama burada bir ortak cumhurbaşkanı adayı var, o zaman ittifak iradesi seçimden sonra da devam edecek demektir. O yüzden yürütme erkine sahip olacak ortak adayın bu yetkiyi nasıl kullanacağı, kendisini destekleyen partilerle arasındaki istişare ilişkisinin nasıl olacağını bugünden tanımlamak gerekir.

2018’deki ittifak bugüne örnek değil. Cumhur İttifakı var ama MHP’den tek bir bakan yok. Sadece AK Parti’nin bakanlarının var olduğu , MHP’ninde sadece meclisten destek verip ittifak ortağı olmanın nemasını farklı yerlerden aradığı, yanlışların sorumluluğunu da almadığı son derece garip bir ittifak bu. Normalde birkaç MHP’li bakanın olması gerekir değil mi? Madem AK Parti kendi başına çoğunluk sağlayamıyor o zaman kabinede de MHP’den bakan olması gerekmez mi? Vermiyor. Ben eminim ki Cumhurbaşkanı Erdoğan istemiştir olmasını. Daha net bir ortaklık olması açısından. Ama vermiyorlar. Çünkü elini sabunlayıp çıkacağı ben yapmadım ki hepsini onlar yaptı diyebileceği bir mesafede durmak istiyor.

Öte yandan 2018’de Millet İttifakı’nda da her partinin adayı ayrıydı. 4 genel başkanın imzaladığı tek sayfalık bir şey vardı. Seçim ittifakı kanunundan yararlanma vardı ama ortak yönetme iddiası yoktu. Şu anki çalışmaların farkı o. Burada seçimlerden sonra da ülkeyi yönetme iddiası ortaya konuluyor. Partiler ne kadar yakın durursa. ‘biz bu ülkenin sorunlarını beraberce çözeriz’ çizgisinde tutarlı olurlarsa iş o kadar kolaylaşır.

MASADAKİ MUTABAKAT, MASANIN ORTAK ADAYINI BAĞLAR

Bahsettiğiniz temel politikalarda mutabakat meselesinin netleşmesi biraz da ortak adayın netleşmesine bağlı değil mi? Çünkü temel politikaları sadece tarım ekonomi eğitim değildir sanırım. İnanç özgürlüğünün sınırları ne olacak, laiklik nasıl anlaşılacaki Kürt meselesi ne olacak gibi konular ortak adayın duruşuna, karakterine, kimliğine bağlı değil mi?

Bilakis, temel politikalar ve bahsettiğiniz konularda konuşup mutabakata varmadan direkt aday isimleri üzerinden yapılan her tartışma sorun ortaya çıkarıyor. Potansiyel ortak aday isimleri üzerinden yapılan her tartışma ya ideoloji ya kimlik tartışmasına dönüyor. Adayın ya da mensubu olduğu partinin evveliyatını masaya yatırmaya gidiyor iş.

Oysa biz ülkenin yarını ile ilgili bir mutabakata varırsak bu mutabakat masadan gösterilen aday kim olursa olsun onu bağlar. O noktadan sonra aday şuradan geliyor, eskiden görüşleri buydu, onun karakteri budur gibi meselelerin önemi kalmayacak. Güçlendirilmiş parlamenter demokrasi dökümanımızda bahsettiğiniz konularla ilgili yaklaşımın temeli atıldı. Temel hak ve özgürlüklerle ilgili çok sağlam maddeler var bu dökümanda. Bir komisyomunuz bu dökümandan on ayrı yasa metni çıkarıyor şu anda. Sadece sistem değişikliği değil. Anayasa metninde hak ve özgürlüklerle ilgili son derece çetrefilli konular var.

– Masa dışında ortak aday çıkması ihtimali varsa, o aday belki bu çalışmaların önemli bir kısmında yer almadığı için, belki anketlerde oy oranını yüksek görüp altılı masayı bypass etmek isteyebileceği için kendisini bahsettiğiniz mutabakatla bağlı saymazsa ne olacak, böyle bir risk yok mu?

– Hayır adayı hazırlamak çok kolay. Son haftalarda iteratif çalışma usulü ile çözülebilecek bir konu. Böyle bir yöntem var biliyorsunuz, iterasyonlar halinde ilerleyen ( *iteratif çalışma ya da usulü bir mühendislik tabiri. Bir önceki adımın yanıtını, bir sonraki adımın girdisi olarak kullanmaya ve bunu üst üste tekrarlamaya dayanan bir metod. Yinelemeli model olarak da geçiyor. -NBK) Biz bunları belirli bir olgunluğa ulaştırırız , sonra ibre başka bir adaya dönecek olursa o kişiye de entegre ederiz. Bakarsıznız altılı masanın mutabık kaldığı konulara çok aykırı fikirleri vardır, onları da artık kendisine saklar. Mutabakat adayı olduğu için bunu seçim ve sonraki süreçlere sirayet ettirmez. Ben isim kısmını işin en kolay kısmı olarak görüyorum.

BİR KİŞİNİN AKLIYLA NE HALE DÜŞTÜĞÜMÜZ GÖRÜLDÜ, O YÜZDEN BU BİR ORTAK AKIL PROJESİ ZAMAN VE SABIR İSTİYOR

Yeter ki, memleketin ihtiyacı olan kısımlar yani geçiş süreci ile anayasa çalışmasını tamamlayalım. O zaman çerçeve o kadar belli olacak ki adayın da işi kolaylaşacak. Eklemek istediği ya da farklı düşündüğü bir konu olursa elbette o da konuşulur tartışılır ama buradaki ilkelerin hiçbiri ile uyum sağlayamıyorsa o zaman o kişi ortak aday olamaz kusura bakmayacak. Bu bir ortak akıl projesi. İstişare projesi. Türkiye’nin de buna ihtiyacı var. Bir kişinin aklıyla ne hale düştüğümüz görüldü.

-Zor olan kısım temel politikalarda mutabakta varma ile ilgili kısım mı?

Aslında zor değil, bizim için zor değil. Biz böyle çok taraflı müzakerelerde çok bulunduk. Belki o yüzden bize kolay geliyor. AB bakanı iken karşımızda 27 ülke var, biri hayır dese hiçbir karar çıkmıyordu. G20 dönem başkanlığı yaptık, 20 ülke… Bir ülke bir satıra itiraz ettiği anda tıkanıyorsunuz. Buraların içinden çıktık. Burada niyet önemli. Bu ülkeyi gerçekten beraber yönetme iradesi var mı yok mu?

Esasında doğru yol üç aşağı beş yukarı benziyor.

En çekindiğim konu göç meselesiydi mesela. En çok ayrışma çıkacağını sandığım konu oydu. 12 nolu eylem planı. Partilerin her biri eylem planlarını açıkladı, gidin bakın her biri neredeyse benzer maddeler içeriyor.

Memleketinin büyük sorunları var, bu konuların %70’inde mutabık kalıp 70’ini çözsek ülke kanatlanır uçar.

– Son zamanlarda altılı masa noter değildir gibi açıklamalar oldu.

Bu malumun ilamıdır. Altılı masa zaten mutabakatla çalışıyor. İnsanlar biliyor ki ortak aday altı partinin ortak adayı olacak. Altı partinin biri bile adayı desteklemezse o zatan ortak aday olmuyor bunu daha önce de açıkladım.

ORTAK ADAY ÖNEMLİ AMA SIRALAMA KONUSU DA ÖNEMLİ

– Ortak bir aday çıkarabileceğiniz konusunda hala mutlu musunuz?

Öncelikle şunu herkes görüyordur: Ortak aday olmadığı zaman ne olacak? Herkes kendi adayıyla gidecek. Herkesin kendi adayıyla gittiği bir seçimde herhangi bir partinin ilk turda seçimi kazanması mümkün mü? Değil. AK Parti de bunu yapamayacağını anladığı için 2018’de yanına bir ortak aday aldı. Bu sistemin özü bu. Mevcut sistemde seçim kazanmak istiyorsak, ortak adayla çıkmak zorundayız. Mevcut sistemde anayasayı değiştirmek istiyorsak 360 milletvekili çıkarmak zorundayız. Ben tek başıma çıkaracağım diyen varsa güzel. Ama Erdoğan dahi buna cesaret edemiyor, yanına MHPyi alıyor. Ya ortak bir oday olacak ya da riskli bir alana doğru gidilecek. O bağlamda biz ortak adayı çok önemli görüyoruz. Ama bu işin sıralaması ile ilgili tartışmaları yanlış buluyoruz. Biz kendi partimizde başkanlık kurulunda bile bu konuyu daha açmadık.

– Ama altılı masadaki partilerden biri bu tartışmayı açmış oldu. Kazanacak aday diye bir çerçeve çizilince haliyle bu tartışma açılmış oluyor.

– Olabilir. Bu onların kendi meselesi. Ben kendi partimize bakıyorum, bir de altı genel başkanın oturduğu masaya bakıyorum. Biz parti olarak bu tartışmaya girmedik, altılı masada da bu konu hiç açılmadı. Hep bu sonranın konusu denildi. Bu konuda kafamız çok net. İnanın ki çok rahatız. Sürecin nasıl akmasıyla ilgili fikirlerimiz çok net. Çünkü bakın. Diyelim ki bacadan duman tüttü, ortak aday belli oldu, ertesi gün o ortak adaya sorular sorulur, eğitim sorulur ekonomi sorulur. O aday altılı masanın dağarcığı ile değil, kendi dağarcığı ile konuştuğu anda bile bu bir risk teşkil eder. Ne yapacak o kişi, bana bir ay süre verin bir ay sonra konuşacağım mı diyecek?

İNSANLAR BAKTIKLARINDA BEŞ YILLIK BİR ÇÖZÜM PAKETİ GÖRMELİ, BU NETLİĞİ BİR AN ÖNCE SAĞLAMALIYIZ

– Kamuoyundaki bu aday tartışması üzerinizde baskı yaratıyor mu?

Baskı hissetmiyoruz. Baskıyla, dışardan yönlendirme ile iş yapacak bir parti değiliz. Kendi kronolojimizde adım adım gidiyoruz. Sonradan belirsizlik olmaması için herşeyin adım adım tutarlı bir biçimde netleşmesi gerekir. Aksi takdirde seçmen belirsizliği değil ‘bildiği kötüyü’ tercih edebilir. O yüzden işi ciddiye almamız ve rakibi asla küçümsememek lazım. Rakibin elinde en hafifinden koskoca bir propoganda makinesi var. Herkesin gördüğü siyahı beyaz diye anlatabiliyorlar. Ve o kadar sık tekrarlıyorlar ki insanlar kendisinin yanlış gördüğünü düşünüp ‘ah evet galiba bu beyaz benim gözüm bozuk’ diyebiliyor. Bunu küçümseyemezsiniz. Artık iş üretmek ve güven oluşturmamız gerekiyor . İnsanlar baktıklarında ne olduğ belli beş yıllık bir çözüm paketi görmeliler. Bu netliği bir an önce sağlamalıyız.

Sizde de Meral Akşener’in kemal Kılıçdaroğlu’nu ortak aday olarak istemediği şeklinde bir algı var mı?

Her partinin farklı bir fikri olabilir, doğaldır, bu fikirler zamanla değişebilir. Geçen yıl Eylül’de mesela çok farklı isimlerden bahsediliyordu, o gün cumhurbaşkanı adaylığı için adı geçen ya da kendini öte atan isimlere bakın. Bir de bugün bakın. Çok değişti. Seçime kadar da devam edecek. Bu statik değil. Şu an en sıkıntılı konu, daha çalışılması gereken pek çok şey varken sadece isimlerin ve o isimlerin temsil ettiği geçmiş ya da kimlik ya da ideoloji üzerinden bir çok tartışma yaşanması. Bu doğru değil. Ülkenin yarınlarını tasarlarken önemli olan bugündür ve yarında buluşabilmektir. Günü geldiğinde bakılacak kim hakkında kamuoyunun detaylı bilgisi var, kim kamuoyunun testinden geçiyor. Her partinin kısa bir listesi olur. Ortak bir isim ilk oturumda çıkabilirse ne güzel, çıkmazsa konuşmaya devam edilir.

– Bir takvim verebiliyor musunuz?

Gün vermek istemem. Ama yol haritası çalışması bana göre iki aylık bir süre. Niyet iyiyse işi bilen ekipler oturursa temel politikalarla ilgili kısım da iki ay sürer. Önümüzdeki ekim kasım aralık ayları önemli aylar olacak.

– Seçimden sonraki geçiş süreci için ne kadar bir süre öngörüyorsunuz? 5 yıl gibi bir ifade kullandınız

Yok, beş yıllık paket hazırlamak gerektiğini söyledik. Her senaryıya göre uygun bir paketiniz olmalı. Bunun dışında mümkün olan en kısa sürede güçlendirilmiş parlementer modele geçilmeli. Başka partilerin başka görüşleri olabilir, bu da karara bağlanması gereken bir konu. Nihal Hanım’ın sorduğu ortak aday bir partinin genel başkanı ise hangi aşamada istifa etmeli sorusu gibi, bu da karar verilmesi gereken bir konu.

– Parlamenter modele geçmek için gereken anayasa değişikliği gerekiyor, bunun için de 360 gerekiyor. Bu da bir meclis seçimi ittifakı zorunluluğu var. Bazı yöntemler konuşuluyor, 41 ilde ortak girmek gibi. Partinizin bu konudaki görüşü nedir?

Biz seçimlere kendi ismimizle logomuzla gireceğiz açıklamasını yaptık. Ama bu ittifakları dışlayan bir şey değil. Cumhur ittifakındaki AK Parti de kendi logosuyla ve adıyla giriyor. Biz o konuda kendismiz bağladık.

– 41 ilde başka parti altında seçime girme formülüne karşı mısınız o zaman?

Hukuken 41 ilde seçime girdiğinizde kendi partiniz olarak seçime girmiş sayılıyorsunuz. Bu biraz da ortak aday, ittifaklar ve seçim işbirliği konusu. Henüz bunu konuşmak için erken.

– Altılı masa ile ilgili her şey tartışılıyor, masada olmayan şeyler de tartışılıyor ve iletişim kazalarına da yol açılıyor. Oysa bir iletişim komisyonu kuruldu altılı masada. Ancak iletişim kazalarını önleyecek önemler açıklaması, altı genel başkanı ekran karşısına çıkarılması ya da bir sözcü seçmesi gibi herhangi bir kararlarını görmedik.

İletişim komisyonu iletişim stratejisini çalışıyor. Orası bir karar alma organı değil. Altı partinin sözcüsü de değiller her partinin kendi sözcüsü var.

SAĞDUYU ŞART AMA KORKU İLE DEMOKRASİ BİRARADA OLMAZ, BUNU DA BİLELİM

– Mersin’de bir saldırı oldu. Önümüzdeki sürece dair karanlık tablolar da çizildi. Meselenin CHP üzerinden tartışılması hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu olay olduğunda Demirtaş’ın saldırıyı kınaması, PKK’nın Demirtaşa tepki göstermesi ve İçişleri’nin de de Demirtaş hakkında katil şeklinde bir paylaşım yapması, bu üç olgunun hepsine birden baktığınızda ne görüyorsunuz?

Bu önümüzdeki dönem kritik. Sağduyuyu asla kaybetmemek en önemli şey. Türkiye’nin iyiliğini istemeyenler bir şeyler yapacaklar. Ülkedeki iklimin yapıcı devam etmesi, hukuk içine demokrasi perspektifini hiç kaybetmeden millet olarak bir duruş ortaya koymamız gerekecek. Sıkıntı olacaktır, daha önce de oldu. Mesela 2015 Haziran ve Kasım seçimleri arasında memlekette neler neler oldu, hala anlaşılamayan açıklanamayan bir dönemdir. Sağduyuyu elden bırakmayalım ama korku ile demokrasi birarada yürümez ona da dikkat edelim.

İktidarın kafası şu an karışık. İktidar, iktidarda kalmanın derdine düşmüş durumda. Ne yapsam da bırakmasam derdi. Süre de kısalıyor. Umalım da aklı selim hakim gelsin.

Leave a Comment