Ekranlara Veda Eden The Walking Dead’in Bütün Sezonlarının Toplu İncelemesi

the walking dead… çıkış yaptığı tarihten beri, 2010 yılından beri takip ettiğim bir dizi. ana dizi final verdiği için artık spin-off dizilere kaldık. bu yazıda sezon sezon diziyi eleştireceğim. bu yazıda çizgi romanından da spoiler’lar olabilir.

1. sezon

diğer sezonlara göre çok daha kısadır, sadece 6 bölüm içermektedir ama buna rağmen doyurucu bir sezon. özellikle karakterleri hızlıca tanıtabilmesi ve böyle bir evrenin nasıl bir şey olabileceğini gösteren güzel bir sezon. sezon finali bölümünde cdc’ye gittikleri için virüsün de iç yapısını çok ufak da olsa öğreniyoruz ama bu sezondan sonra asla bu konuda ilerleme kaydetmedikleri için büyük bir hayal kırıklığına uğrattı çoğunluğu.

2. sezon

çoğunlukla çiftlikte geçtiği için filler bölümler de vardır ama genel yapı itibariyle başarılı olduğunu düşünüyorum. shane karakterine de veda ettiğimiz sezon olduğu için finali itibariyle rick’i en çok değiştiren sezon olduğunu düşünüyorum. çizgi roman hikayesinde çok daha basit bir şekilde shane ölüyordu ve anlamsızlaşıyordu, dizinin çok daha iyi bir senaryo ele aldığını düşünüyorum bu konuda. aslında shane’in ölümünde düşünülen bir alternatif sonuç daha varmış. rick, shane’i öldürdükten sonra shane’in silahını elinden alıp beline takacakmış ve aynı şekilde dönüşmesini bekleyecekmiş ama şöyle bir fark var ki shane dönüşüp rick’in üzerine geldiğinde rick, shane’in silahını belinden çekip shane’e ateş etmeye çalışacakmış ama silah boş olacakmış. yani ana sonuç olarak mantıken shane, aslında rick’i öldürmeye çalışmıyor olacaktı, kendisini öldürtüp rick’i daha güçlü bir hale getirip lori ve carl’ı güvende tutmaya çalışıyor olacaktı. tabii ki böyle bir alternatif senaryo ele alınsaydı shane’in karakteri de bambaşka otururdu kafamızda. shane, kendisinin çoktan kafayı sıyırdığını düşünmeye başlıyor olacaktı ve bu işin geri dönüşünün olmadığını biliyor olacaktı. yapabileceği en iyi şey ise rick’i daha güçlü bir insan haline getirip sevdiklerini daha iyi koruyabilecek seviyeye çıkartmak olacaktı. sonuç olarak ne oldu peki? shane, rick’i gerçekten öldürmeye çalıştı, hatta bıçak saplanınca ateş etti, yani silahın dolu olduğunu oradan bile gördük. asla böyle bir amacı yoktu, asıl amacı gerçekten de rick’i öldürüp her şeye sahip olmaktı, ya da o öyle düşünüyordu. rick’in dediği “bununla mutlu olamazsın, böyle biri değilsin” lafı belki de gerçekti. sonradan her şeyden pişman da olabilirdi. bu sezonda aynı zamanda rick’e mentor olarak yol gösteren hershel ile tanışıyoruz ve hershel karakterinin de bu sezon içinde çok fazla değişime uğradığını görebiliyoruz.

3. sezon

artık rick’in belirli ahlaki kuralları aşıp çirkinleşmeye başladığı sezon. bunu en net olarak mahkumlara karşı olan tutumuyla anlayabiliriz. en ufak ters hareketinde kafasına palayı saplayıp diğerini kovaladığını düşünürsek rick’in bayağı değiştiğini anlayabiliriz ama hâlâ daha o kadar da çirkinleşememiş demek ki diğerini kovalamasına rağmen öldüğünden emin olmadığı için gruptan birkaç kişiyi kaybediyorlar. hapishanede iyi kötü bir hayat kurmaya çalışmalarına rağmen bir türlü bela başlarından eksik olmuyor ve ne zaman toparlanacak gibi olsalar daha kötü şeyler oluyor. bu sezondaki en önemli karakterlerden olan michonne ile tanışıyoruz ve aynı zamanda merle’in hayatta olduğunu öğreniyoruz. governor yani vali karakteriyle de tanışıyoruz. çizgi romandaki validen çok daha iyi bir ideolojiye sahip olduğunu kolaylıkla söyleyebiliriz, bunun aksini düşünen birine kolay kolay rastlayacağımı düşünmüyorum. çizgi romandaki vali “deliyim lan ben deli auuu” gibi biriyken dizideki vali gerçekten belirli yapıları, prensipleri kafasına oturtmuş bir deliydi. çizgi romandaki valinin böyle bir amaca hizmet ettiğini göremiyorduk asla. diğer bir konu da aslında çizgi romanda valinin rick’in elini kesmesi. robert kirkman bunu dizide yapmıyor çünkü karakteri çok kısıtladığını düşünüyor, böylesinin çok daha iyi olacağını düşünüyor ve bence de öyle oluyor. birçok kısımda da dediğim gibi dizi, çizgi romandan daha iyi gibi, farklılıklar minimal de olsa çok daha iyi hissettiriyor. burada tabii çizgi romanın çok daha brutal sahneler içerdiğini söylemek gerekiyor. mesela çizgi romanda vali, michonne’ı bir odaya kapatıp tecavüz ediyor, işkence ediyor, neler neler yapıyor. dizide ise böyle bir şey yok, maksimum yaptığı maggie’nin üst tarafını soyup sorgu odasında masaya yatırmak, sikmiyor bile kızı. çizgi romandaki vali olsa neler neler yapardı maggie’ye. andrea karakteri ise çizgi romanda rick’in karısı olarak tam bir savaşçı olmasına rağmen dizide basit bir karakterden ötesine gidemiyor, vali ile sevişiyor ve sürekli yanlış kararlar veriyor, hatta 2. sezon’da shane ile bile yatıyor. çizgi romanda gördüğümüz andrea portresinden sonra bu tür şeyler hayal kırıklığı tabii.

4. sezon

burada kısmen rahatlayan ve emekliye ayrılmış bir rick grimes görüyoruz. hapishanede işler yavaştan rahatlamış ama tabii ki o pislik dünyanın sıkıntıları devam ediyor. hershel aracılığıyla çiftçiliğe falan girişip yeterli besini grubuna karşılamaya çalışıyor ki grup supply run’lara gidip kendini tehlikeye atmasınlar. aynı zamanda bu sezonda governor’ın geri dönüp saldırmaya geçmesini de görüyoruz, hershel’ın ölümünü de bu yolla görüyoruz ve tam bu sırada rick’in konuşması hershel’ın yüzünü güldürüyor çünkü rick’in nereden nereye geldiğini kendi de görebiliyor. rick’in, governor ve diğerlerine karşı yaptığı konuşma aslında bu dünyanın ne kadar çirkinleşebildiğini ama her şeye rağmen insan kalmamız gerektiğini öğütleyen bir konuşma gibi. final bölümüyle itibariyle de rick’in en vahşi hallerinden birini görüyoruz, diğeri de zaten kilisede gareth’ı pala ile öldürdüğü sahne. sevdikleri tehlike altındayken yapabilecek bir şeyi kalmayan rick’in, içindeki en hayvani vahşi koruma içgüdüsü ile ne kadar brutal bir hale dönüşebileceğini görüyoruz. yapabileceği tek şeyi yapıyor, dişleriyle adamın boğazını ısırıp tükürüyor. aynı sahne çizgi romanda olsa bile sahneyi bizzat göremeyiz, sadece seslerini duyarız ve michonne yerine abraham vardır. daryl zaten komple çizgi romanda yok. yine dizinin çok daha iyi iş çıkarttığını düşünüyorum bu konuda. üzerine de murder jacket ilk defa giydiği zaman bu sezona denk geliyor. o murder jacket üzerindeyken zaten yaptığı şeyler “wooow dude wtf” dedirtiyor.

5. sezon

dizinin en iyi sezonlarından biri. popülarite her zaman kalite ile eşdeğer değildir ama izlenme sayısı olarak da en yüksek sayıya ulaştıkları sezon bu sezon. daha ilk bölümünden yine rick’in ne kadar acımasız bir hale dönüştüğünü görüyoruz. zaten ben rick grimes’ın prime döneminin bu sezon olduğunu düşünüyorum. yalnız şöyle de bir şey var ki bu sezonda rick, birçok açıdan shane’e benziyor bu sezonda, dış görünüş olarak bile. shane kadar acımasızlaşıyor, shane kadar çirkinleşiyor, 2.sezondaki shane gibi kahverengi tişört giyiyor, yine tıpkı shane gibi başkasının karısına göz dikiyor ve onunla birlikte olmak istiyor, o kadının kocasını öldürmeye çalışıyor hatta sonucunda öldürüyor. rick, pete ile kavga ettikten sonra mahallenin ortasında kanlı suratla deanna ve diğerlerine silah doğrulttuktan sonra yaptığı konuşma da shane’in, sophia’nın bulunduğu ahırı açmadan önce yaptığı konuşmaya çok benziyor. “yaşamak istiyorsanız savaşmalısınız” falan gibi sözler sarf ediyor. alexandria’ya geldikten sonra zaten rick dahil bütün grup gardını düşürmeye başlıyor. bence bütün dizinin atmosferi bile değişiyor alexandria’dan sonra. alexandria’dan önce hayatta kalmak önemliyken alexandria’dan sonra “insanlar arası savaş” dizisine dönüyor tamamen. 5. sezondaki grup ile negan karşılaşsaydı sanırım negan’ın en ufak şansı bile olmazdı. carol bile nereden nereye geliyor, çizgi romanda rick ve lori’ye gidip threesome teklifi yapıp reddedilip kendini zombilere yedirten kadın nereden nereye geliyor dizide.

6. sezon

bu sezon boyunca ise negan negan duyuyoruz ama asla kendisini göstermiyorlar, koca bir sezon boyunca build-up yapıyorlar. “bakın bakın, bu adam böyle güçlü, şöyle korkutucu, böyle manipülatif, şöyle zeki, vaoooooh” diye hazırlıyorlar seyirciyi. finali itibariyle de izleyici sayısı yine tavana vuruyor çünkü en önemli karakterler dizlerinin üzerine çökmüş, negan tarafından öldürülecek birisi, ya da biz sadece bir tanesi ölecek diye düşünüyorduk. çizgi romanda sadece glenn öldürülüyor bu sahnede. abraham zaten başka bir şekilde ölüyor, yanlış hatırlamıyorsam bu sahnede yoktu bile abraham. abraham’ın çizgi romanda ölüm şeklide denise’ın ölüm şekli ile aynı. abraham’ın ölüm şeklini denise’a uyarlamışlar. ha böylesi daha mı iyi oldu derseniz bilmiyorum ama negan’ın neden abraham’ı seçtiğini çoğu kişi anlayabilir. postür ve görünüş açısından en iradeli kişi abraham olarak gözüküyordu ve negan, ne yaparsa yapsın onu kıramayacağını biliyordu. öyle gerçekten “o piti piti karameli sepeti uuu” diyerek abraham’ın denk geldiğini düşünüyorsanız çok yanılıyorsunuz. kasıtlı bir seçimdi o tamamen. belki sadece irade kırma olayından bile değildir, rick’e dediği gibi “sağ kolun var mı, yoksa az önce ben kafasını tık tık mı yaptım az önce, hı?” bir durum olabilir. sağ kolu olduğunu düşündüğü için abraham’ı seçmiş de olabilir. sonrasında da daryl’ın attığı yumruk yüzünden glenn’in ölmesi birçoğumuzu üzdü ama çizgi roman takipçileri böyle bir şeyi bekliyordu zaten ama hem abraham hem de glenn’in ölmesini bekleyen kişi çok çok azdı. hatırlıyorum da bu sezonun finalinden sonra yayınlanan her fragmanı çok detaylı inceleyen ruh hastaları vardı reddit, twitter gibi yerlerde. yok neymiş rick’in suratının sağ tarafı kanlıymış, demek ki tam sağında olan birinin ölmüş olması gerekiyor, yok gölgesi şöyle gözüküyormuş böyle gözüküyormuş.

7. sezon

artık rick’in gücünü tamamen kaybettiğini, hatta sembolik silahı olan 44 magnum’unu bile kaybettiğini görüyoruz. negan’ın, ilk bölümden itibaren sürekli rick’i kırarak kontrolü altına almaya çalıştığını görüyoruz, ki fazlasıyla başarıyor. hüngür hüngür ağlatıp yalvartacak hale getiriyor. negan’ın, bir diğer iradeli gördüğü adam olan daryl’ı alması da negan’ın ne kadar stratejik hareket ettiğini gösteriyor. en zor iradesi kırılabilecek olanları ya öldürüyor ya da esir olarak alıyor. rick’i de iradeli görüyor ama sevdikleri onun için bir zayıflık, oğlunun en büyük zayıflığı olduğunu biliyor ve tamamen buna göre davranıyor. ona sık sık lider olduğunu hatırlatıyor ve eğer ters bir şey yaparsa herkesi öldürüp kendisini yaşatıp her şeyi izleteceğine dair sözler veriyor.

8. sezon

aynı şekilde negan ile savaş devam ediyor ve finalinde sonlanıyor. carl ile negan arasında yaratılan ilişki de değişik bir şekilde sonlanıyor ve beklenmedik şekilde carl ölüyor. bunun sebebi olarak da carl’ın artık 18 yaşını geçmesi ama hâlâ daha reşit değilmiş gibi ücret alması konusu gündeme getiriliyor. aslında böyle bir şey yapılabilirdi ama demek ki oyuncudan böyle bir potansiyel göremediler ki devam ettirmek istemediler çünkü mantıklı olarak baktığımızda rick’in mirasını devam ettirecek tek kişi carl olabilirdi. çizgi romanda da aynı şekilde ilerliyor ama dizide saçma sapan çok basit bir şekilde carl’ı öldürdüler. benim bu sezonda sıkıntılı bulduğum şey ise eugene karakterinin çok basit bir numarası ile rick tarafının savaşı kazanması. yav amına koyayım bir tane bile mermi sıkıp denemediniz mi yani? hepiniz aynı anda ateş edip kendinizi mi vurmanız gerekiyordu? ulan eugene’in o planı olmasa bütün hepsi ölecekti rick tarafının. ben bu sahneyi bayağı saçma buluyorum ama yapacak bir şey yok. finalinde ise rick’in negan’ı öldürmeyip carl’ın isteğini yerine getirmesi güzeldi. “artık adaleti kendi elimize almak yok, medeniyet var amınağoyim” mantalitesine dönüşmeye başladıkları yer de burasıdır zaten. “my mercy prevails over my wrath” lafı ise ne kadar oturaklı bir laf, bunu daha iyi görüyoruz. türkçe anlamı “merhametim, öfkemden üstün geliyor” demektir diyebiliriz. zaten 8. sezonun birinci bölümünün adı “mercy”, son final bölümünün ismi ise “wrath”. bir diğer konumuz da şu, ” taa 1. sezondaki morales karakteri noldu yaaw” demememiz için karakteri getirip çat diye öldürdüler, daha iyi bir amaca hizmet edebilirdi ama neyse. bu konuda da çok tembellik ettiler.

9. sezon

artık zaten çok geçmeden rick grimes’a veda ediyoruz ama ölmüyor, helikopterle uzağa götürülüyor. filmleri gelecek diye sinemaya gitmeyi bekledim merakla ama o da iptal edildi, şimdi de rick ve michonne’ın spin-off’u gelecek diye bekliyoruz onun yerine. rick’in veda sahnesinde hershel, sasha ve shane’i görüyoruz. hadi hershel ve shane harika seçimler ama sasha ne alaka diye düşünmüyor değil insan, glenn çok daha iyi olabilirdi onun yerine. onun dışında whisperers ile savaştıkları bir sezon, bir ton şey oluyor ama asla ne odağımı çekebildi ne de ilgimi. 9 sezon boyunca izlediğim diziye bir anlamlı bir son getirebilmek için izlemeye devam ettim açıkçası devamını.

10. sezon

burada da aynı şekilde whisperers ile savaş devam ediyor ve karakter olarak negan ön plana çıkıyor hatta bu savaşa son verecek olan ana kişilerden biri oluyor alpha’yı öldürerek. rick diziden ayrıldıktan sonra sırf negan için izleyen kişi sayısı da arttı. bu dönemlerde birçok kişi diziyi bıraktı çünkü diziyi anlamlı kılan bütün etkenler ayrıldı diziden. michonne rick’i aramaya gitti, maggie georgie ile yeni bir topluluk kuracağız diye gitti, rick deseniz zaten gitti, carl öldü. kala kala daryl, negan gibi ilgi çekici karakterler kaldı. zaten böyle olunca da sonuç olarak onlara odaklandılar.

11. sezon ise final sezon, koca diziyi bitirecek son sezon

angela kang’ın dizinin ağzına sıçtığını söyleyenler de var, toparladığını söyleyenler de var. ben ikisinin arasındayım ama biraz da olsa toparladığını düşünenlerdenim. öncelikle böylesine koca bir dizinin final sezonunda ben eugene’in boktan aşk hikayesini izlemek zorunda değildim ama onun dışında ikonik sahneler yaratmayı başarıyor yine de. 11. sezon benim için genel anlamda nostaljik sahnelere yapılan göndermelerden ibaret. benim, 11. sezonda en sevdiğim sahne maggie’nin rick’in silahına benzer bir silahla leah ve diğerlerini patır patır vurması, anlık olarak maggie’nin rick’e dönüşmeye başladığını görebiliyoruz o sahnede. yine final bölümünde görüldüğü üzere daryl’ın judith’in odasının önüne sedye kapatması tıpkı shane’in rick’in odasının önüne sedye kapatması gibi. ilk sezonda alışveriş merkezine sıkıştıkları zaman bir zombinin cama taş ile vurması yine final bölümünde tekrarlanmış. tıpkı negan’ın, grubu dizlerinin üzerine çökertip hamile karısı olan glenn’i öldürmesi gibi negan’ın da aynı duruma düşmesi, üstelik aynı şekilde kendi karısı da hamile ama bu sefer kurtuluyor çünkü ezekiel ve diğerleri karşı çıkıyor. bu tür sahneler 11. sezonu güzel kılıyor ama sırtını nostaljiye fazlasıyla dayıyor. reapers hikayesi mesela ne çok hızlı başladı da ne çok hızlı bitti, bir bok anlamadık bile. commonwealth deseniz koca bir topluluktan bahsediyoruz ama gördüğümüz şeyler hep aynı şeyler, bunun yerine hep başka ufak detaylara katlandık, neymiş yumikonun kardeşi varmış doktor, onların bilmem nesiymiş, yok eugene’in sevdiceği varmış karıyı sikecemiş, yok rosita hem siddiqe vermiş hem gabriel’a, çocuk var da ona bakacakmış zart zurt baydılar amına koyayım açıkçası biraz. final bölümüyle her şeyin oldu da bittiye getirildiğini düşünüyorum ama parçaların kötü birleştirildiğini düşünmüyorum, finalden çok spin-off’ların reklamı yapılan bir bölüm gibiydi çünkü tıpkı en sonda da dediği gibi hiçbir şeyin bittiği yok, daha yeni başlıyorlar. bir sürü spin-off duyurdular, en yakın tarihte negan ve maggie’nın spin-off’u geliyor, daryl dixon spin-off’u, rick ve michonne spin-off’u da gelecek. hepsini izleyeceğim elbette çünkü hepsi de sevdiğim karakterler. sadece keşke böyle bir son olmasaydı, oldu da bittiye getirilmek yerine daha güzel sunulsaydı.

yine de her şeye rağmen, her türlü mantıksızlığa, çelişkiye rağmen güzel bir diziydi

hayatıma kattığı mutluluk ve zevkler için teşekkür ederim bütün emeği geçenlere. rick grimes gibi güzel bir karakteri ve birçok daha güzel karakteri bize tanıttılar. hepsinin macerasını izlemek çok keyifliydi. spin-off dizileri de mutlaka izleyeceğim ama geçmişte çıkarttıkları spin-off’lar kadar kalitesiz olacaklarsa hiç çıkartmasınlar.

.

Leave a Comment