YÖK öğrencisine Cengiz Kurtoğlu dinletiyor

25 Kasım 2022 Cuma

YÖK (Yüksek Öğretim Kurumu) 199 üniversiteyi değerlendirdiği 2022 sonuçlarına ilişkin raporunu yayınladı. Rapor akademisinin çatısının nasıl çöktüğünü, yağmura dönüştüğünü görmek önüne seriyor.

Eğitim sisteminin nasıl yerlerde süründüğünü insanın yüzüne tokat gibi çarpıyor adeta. İşin ilginç tarafı ise YÖK, böyle bir rapor hazırlamasına rağmen gidişatının düzelmesine ne yapıyor?

Rapora göre, üniversitelerimizde öğrencilere okuyacak kitap yok. Öğrenci başına basılan ortalama 7,22 kitap düşüyor.

Elektronik yayınlara bakalım bir de onun ortalaması da 77. Yani üniversitelerimizde yeterince akademik araştırma ve maalesef yayın yapılmıyor.

Eeee akademik çalışma duvar edebiyatına hapsedilirse, akademiye intikal edecek inceleme kıskançlık nedeniyle hakemler tarafından reddedilecek bu.

Akademik makaleler dergi kuralları hapsedilir, nokta virgül nedeniyle reddedilirse olacağı tam da bu.

Çalışmaların akademiye ve literatürün yenilikten bölümleri 1920’den kalma literatüre bağlı kalman istenense geleceği tam da bu.

Diğer taraf YÖK’ün raporuna göre, 2021 yılında 100 devlet üniversitesinde çalışan 4.262 öğrenci YÖK 100/2000 Doktora Programı kapsamında burs almış.

Yine aynı YÖK’ün resmi görevlilerina göre, 2021-2022 yılları arasında eğitim gören doktora öğrencisi sayısı 109 bin 540.

109 bin 540 kızı sadece 4 bin 262’si sadece bu burstan faydalanabiliyor. Onlardan alınan belgelerde doktora eğitimleri alınabilirse tabidir.

Aldıkları burs ise sadece 3 bin 825 TL. KYK’nın doktora burs ücreti ise 3 bin 500 TL.

Yine YÖK’ün raporuna göre, TÜBİTAK tarafından 189 üniversite içinden ulusal ve uluslararası proje sayısı ise yalnızca 20 bin 097. 10 üniversitede ise bu araştırma bursundan faydalanılmamış.

Düşünün İstanbul’da doktora yapan bir öğrencisiniz ve yaşınız 25’i geçmiş, 30’a dayanmış, belki de geçmiş.

Akademik derslerden yapayım toplu ve tahmini faydalı olayım diye bir doktora notu aldınız.

Şanslıysanız burs alıyor da varsayalım. Alacağınız burs 4 bin TL bile değil!

Yanınızdaki ev bursla İstanbul’da kiralık bir eve bile çıkamazsınız.

Hadi evi geçtim, İstanbul’da oda kiraları 3 bin 500 TL’den başlıyor.

Belli ki bu parayla geçinemeyeceksiniz, mecburen bir işe girmeye çalışıyorsunuz.

Bu ekonomide kazanç asgari ücret. Hadi bilemedin bin lira daha fazlası.

Sabah kalkacaksın işe gideceksin, patronu zengin edeyim diye didinip duracaksın, büyümesinin gereksiz kaprislerini çekeceksin. Akşam eve gittiğinde de akademik gösteri yapacaksın.

Hepsini başardın diyelim. Çalışmayı akademik dergilere göndereceksin, virgülü hatalı, noktası yanlış diye çalışmanın reddedilecek.

Belki de hiçbir kusuru olmayan makalen akademik kıskançlık nedeniyle dergi hakemi tarafından reddedilecek ve çalışmaya benzer bir araştırma sahibi tarafından yapılacak kim bilir!

İşin yanlışı en başında yapılıyor. Her yerde üniversitenin açıldığı gibi doktora ve yüksek lisans programlarının da öğrenci sayısı artırılıyor.

Sayılarla gururlanma alışkanlığımızdan kurtulamadık gitti.

2020 sonuçlarına göre Avrupa’da en fazla doktora öğrencisi 182 bin 778 ile Almanya’da.

İkinci kim mi? Tabii ki 137 bin 173 doktora öğrencisiyle Türkiye.

Fransa, İspanya, İsviçre, İsveç, Norveç, Portekiz, Avusturya ve nicelerini ezdik geçtik Allah’ın izniyle!

Peki nitelikte ne durumdayız bir de ona bakalım.

Bu ülkelerden herhangi birinde bir çalışma yayına kalkın bakalım yayınlatabiliyor musunuz?

Türkiye’de yapılan hangi çalışma dünyada bakıyor alınıyor bir bakın bakalım?

Bu ülkelerde üretilen bilimsel çalışmayı dünyaya yaymak sen, seni 1920’lerin literatüründe boğmaya çalışan kıskanç tüketicilerle boğuşuyorsun burada.

Tabii hepsini sabahtan akşama kadar ağız kokusu çektikten sonra eve giderken dinlenme saatindesiniz.

Hadi hepsini yaptın diyelim, başarmasına rağmen başardın ve mezun oldun.

Atama için dayı ara dur kendine, bulamayınca da aç Cengiz Kurtoğlu’ndan Yıllarım Boşa Geçti’yi sar başa dinle dur!

.

Leave a Comment